e-Randevu
facebook twiter youtube Google Plus

REFLÜ - MİDE ASİT KAÇAĞI

Kulak Burun Boğaz (KBB) hastalıkları polikliniklerine başvuran hastaların en sık rastlanılan yakınmalardan birisi boğazlarında takılma hissi veya boğaz ağrısıdır. Çoğu zaman bu durumda tedaviler yetersiz kalmakta ve hastalıklar süreklilik göstermektedir. Bunların çoğunun etiyolojisinde reflünün tek başına ya da diğer etkenlerle birlikte rol oynadığı belirlenmiştir.


Reflü Nedir?

Mide içindeki asidin mide ile yemek borusu arasında geriye kaçışı önleyen bağlantı yerini aşarak, yukarı doğru kaçak yapmasının oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Bu asit kaçağı yemek borusunun alt kısmında şişlik, hassasiyet ve bazen de ülserlerin oluşumuna neden olur. Bazen asit daha da yukarılara çıkarak yemek borusunun üst kısmını, boğaz, geniz, gırtlak ve ses tellerini hatta soluk borusunu dahi etkileyebilir. Etkilediği bölgeye göre değişik şikâyetler oluşturur. Bunlar genellikle göğüste yanma veya rahatsızlık hissi, boğazda yanma ve ağrı, ses değişiklikleri, sık sıkboğazı temizleme ihtiyacı, boğazda düğümlenme hissi ve kuru öksürük şeklindedir.

Reflüde muayenenin uygun şekilde yapılmasının güçlüğü, bazı durumlarda boğazda bulgularının tam görülememesinden dolayı yakın bir geçmişe kadar reflü hastalığı olan çoğu hastaya kronik farenjit tedavisi hatta bazı hastalara operasyonlar uygulanmıştır. Ancak son yıllarda endoskopik kameralarla muayene olanaklarının ve test yöntemlerinin gelişimiyle, reflünün bu hastalıklarda önemli bir etken olduğu belirlenmiştir.

ilaç tedavilerine rağmen tam iyileşmeyen veya kısa süre sonra tekrarlanan ses kısıklığı, öksürük ve boğaz ağrılarında reflü varlığından şüphelenilmelidir.


 

Gastro özefagial Reflü Hastalığı (GÖR) : Aşırı miktarda mide asidi ve diğer mide içeriğinin yemek borusuna doğru kaçarak ciddi mide yanması (heartburn), ekşimesi, ağrısı gibi şikayetlere neden olmasıdır

Laringo farengial Reflü (LFR) : Mide asidi ve diğer mide içeriğinin yemek borusundan daha yukarı, boğaz (farinks) ve gırtlağa (larinks) geri kaçmasıdır. Bu hastalarda genellikle mide yanması,ekşimesi gibi klasik reflü şikayetleri görülmez. Bu yüzden 'Sessiz Reflü' ismi de kullanılmaktadır. Boğaz, gırtlak ve ses telleri mide asidi ve sindirim enzimlerine yemek borusuna göre çok daha fazla duyarlıdır. Reflü yutak ve gırtlak düzeyinde farenjit, larenjit, ses bozuklukları,geçmeyen öksürük,nodül ve polipler yanında sinüzit ve kulak iltihapları oluşumunda da rol oynamaktadır. Nadiren astım, kronik bronşit ve zatürreye yol açabilmektedir. Bunun yanında göğüs ağrısına, uyku apnesine ve diş sorunlarına bile neden olabileceği gösterilmiştir.

 

Reflünün Yolaçtığı Şikâyetler:


FLR de genellikle hastanın şikayeti boğazda bir takılma hissi, ses kısıklığı, öksürük ya da boğazda ağrı şeklinde olabilmektedir. Ancak bu şikayetler hastadan hastaya değişebilmektedir. Ses sanatçılarında ise sesin çabuk yorulması, ince sesleri verirken zorlanma ve seste bir perde hissi ile olabilmektedir.

Reflü Ciddi Bir Hastalık Mıdır?

Uzun süren, rahatsız edici olan bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde mukozada kalıcı bozukluğa ve kronikleşmeye eğilimlidir. Yemek borusunda kanamalar, daralmalar ve tıkanmalar olabilir.

Boğazda ve gırtlakta mide asidinin tahrişi ile ses tellerinde ödem, nodul ve et büyümelerine ve hatta ileride kansere yol açabileceğini unutmamak gerekir.

Reflü Nasıl Oluşur, Yanma Hissi Nedir?

Midede zaten var olan asit, yemek yendikten sonra midede asit üretimi yapan özel hücrelerin asit salgılamasıyla daha da artar. Ayaktayken yer çekiminin yardımıyla asit yukarıya pek gelemez. Ancak yatış pozisyonunda mide asidi yemek borusuna daha kolay çıkar. Bu da şikâyetin geceleri artmasına neden olur. Asit yemek borusunda ve boğazda ne kadar uzun süre kalırsa yaptığı hasar o kadar fazla olacaktır. Göğsün arkasından yukarı, boğaza doğru yayılan, yanma ve rahatsızlık hissi vardır. Geğirme ve şişkinlik gibi belirtilerin yanı sıra, boğazın arkasında acı veya ekşi bir asit tadı da hissedilebilir.

 

Bu Rahatsızlık Ne Kadar Yaygındır?

Bu oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Yiyecek alışkanlıklarına bağlı olarak ortalama her 10-15 kişiden birinde vardır. Amerika Birleşik Devletlerinde 60 milyondan fazla kişide ayda 1 kez mide yanması görülmektedir; bir başka çalışmada 15 milyondan fazla Amerikalıda her gün mide yanması şikâyeti belirlenmiştir.

Laringo faringeal reflü tüm kulak burun boğaz hastalıklarının %10 unda rastlanmaktadır. Ses bozukluğu olan hastalarda veya kronik boğaz hastalığı olan kişilerde reflüye rastlanma sıklığı % 60 lara ulaşmaktadır.

Reflü tanısı: Tanı konulması için hastadan alınan bilgi ve kulak burun boğaz endoskopik muayenesi sıklıkla yeterli olmaktadır.Ses tellerinde görülrn bazı değişiklikler tanıda çok önemlidir

24 saatlik asit ölçümü (Ph monitörizasyonu) reflü tanısında önemli bilgi verir. Asit reflü yanında alkali reflünün de değerlendirilmesi için de monitörizasyon yararlıdır.

Reflü tedavisi ile şikâyet ve bulguların gerilemesi de tanıda değerlidir.

Çocuk hastalarda da reflü önemlidir ancak tanı daha zordur. İki yaşına kadar bir miktar reflü olması normaldir buna rağmen inatçı öksürük, ses kısıklığı, bronşit ve kilo kayıplarında reflü araştırılmalıdır.

REflü varlığında gerekirse besin alerjileri ve diğer mide barsak hastalıkları da araştırılmalıdır.


Reflüde Şikâyetler Nasıl Azaltılabilir?

Yemek ve yaşam tarzı alışkanlıklarının değiştirilmesi ve beraberinde antiasitler gibi ilaçların doğru kullanımı rahatsızlığı ileri boyutta olmayanlarda yeterli olabilir. Günlük hayatta uygulanabilecek bazı öneriler şikâyetlerin azaltmasında yardımcı olabilir:


Reflüyü ve mide yanmasını artıran besinler:


Reflü Tedavisinde Yaşam Tarzında Yapılabilecek Diğer Değişiklikler:

 

Reflü ve Mide Yanması Şikâyetleri İçin Ne Gibi İlaçlar Vardır?

Hastalığın başlangıç dönemlerinde, antiasit adı verilen ve şurup ya da ağızda çiğnenen tabletler şeklindeki asit giderici ilaçlar yeterli olabilir. Hastalığın daha ileri dönemlerinde mide asidi salgısını engelleyen proton pampa inhibitörü denilen ilaçlar düzenli olarak kullanılmalıdır. Bu ilaçlarla yapılan tedavi genellikle 2–3 ay sürer ve hatta bazı hastaların daha uzun süre kullanmaları gerekir.

Reflü Tedavisine Ne Kadar Süre Devam Edilmelidir?

Reflü uzun süreli devam eden (kronik), ancak aralıklı olarak tekrar ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu nedenle reflü şikayet ve bulguları ortadan kalktıktan ve tedavi tamamen kesildikten bir süre sonra bir takım sebeplerle (örn. stres, yorgunluk ve diyet,vs) tekrar ortaya çıkabilir. Bu nedenle genel olarak reflü hastaları aralıklı olarak tedaviye ihtiyaç duyarlar. Reflü tedavi süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 3-6 ay sürer.

Reflü Tedavisi 

Farengolarengeal reflü saptanan hastaların tedavisinde öncelikle sosyal önlemler uygulanması gerekmektedir. Sosyal önlemlerle tedavi edilemeyen durumlarda ilaç tedavisi veya cerrahi tedaviler gerekebilir.

Öncelikle reflüyü arttıracak yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Kahve, kolalı karbonatlı içecekler ve konserve meyva suları, kızartmalar, kızarmış et veya tavuk, sakatat, sucuk salam yanında kuru fasulye, nohut, mısır gibi gaz yapıcı gıdalar da reflüyü arttırmaktadır. Çikolata, kuruyemiş, yağda kızartılmış hamur tatlıları, tahin helvası, margarin, kuyruk yağı, acılı baharat, turşu, sirke, sarımsak ve limon tuzu yasaklanmalıdır.

Bir defada aşırı yemek alınmamalı, az mikterda ve düzenli alınmalıdır. Yiyecekler çok soğuk ya da sıcak olmamalı ve iyice çiğnenmelidir.

Yatarken başın yükseltilmesi önerilir. Ayrıca karın içi basıncın arttırılmaması için kilo alınmaması ve beli sıkan giysilerin giyilmemesi faydalıdır. Yemek yendikten sonra 2-3 saat yatılmamasına dikkat edilmeli ve özellikle geceleri yemek yememeye özen gösterilmelidir.

İçki ve sigara kullanılmamalıdır.

 

Gastorözofageal Reflüde İlaç Tedavisi

Gastorözofageal reflüde günde tek doz tedavi tercih edilirken, farengolarengeal reflüde etkin tedavi için günde iki kez kahvaltıdan ve akşam yemeğinden önce aç karına uygulanmalıdır. Gece reflüsünün aşırı olması durumunda gece ilave ilaç önerilebilir.

Ses tellerinde asitin tahrişi ve reflekle oluşan polip nodül gibi hastalıkların tedavilerle geçmesine rağmen, bazı hastalarda ses kısıklığı devam edebilmektedir. Bu hastalara ses terapisi gerekebilir.

 

Gastorözofageal Reflüde Cerrahi Tedavi

İlaçla tedavinin başarısız olduğu durumlarda eğer sebep yemek borusu ile mide arasındaki kapağın gevşemesi ise ameliyat gerekebilir. Çok şiddetli reflüsü olan ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda cerrahi tedavi önerilebilir. Burada, ameliyatla yemek borusu sfinkteri sıkılaştırılır.