e-Randevu
facebook twiter youtube Google Plus

REFLÜ-BOĞAZ REFLÜSÜ-SESSİZ REFLÜ- GASTROÖZOFAJİAL REFLÜ

 

REFLÜ 

Kulak Burun Boğaz (KBB) hastalıkları polikliniklerine başvuran hastaların en sık rastlanılan yakınmalardan birisi boğazlarında takılma hissi veya boğaz ağrısıdır. Çoğu zaman bu durumda tedaviler yetersiz kalmakta ve hastalıklar süreklilik göstermektedir. Bunların çoğunun etiyolojisinde reflünün tek başına ya da diğer etkenlerle birlikte rol oynadığı belirlenmiştir.


Ne Kadar Yaygındır?
Reflü oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Yiyecek alışkanlıklarına bağlı olarak ortalama her 10-15 kişiden birinde vardır.  Laringo faringeal reflü tüm kulak burun boğaz hastalıklarının %10 unda rastlanmaktadır. Ses bozukluğu olan hastalarda veya kronik boğaz hastalığı olan kişilerde reflüye rastlanma sıklığı % 60 lara ulaşmaktadır.


Reflü Nedir?  Nasıl Oluşur?
Gıda mideye ulaştığında sindirimin sağlanması için mide tarafından asit ve pepsin isimli sindirim enzimi salgılanır. Midedeki bu salgı ve içeriğin yemek borusu ve boğaza gelmesine reflü denir.

Reflüde  oluşan  asit kaçağı yemek borusunun alt kısmında şişlik, hassasiyet ve bazen de yaralara neden olur. Yemek borusunun üst kısmını kadar çıkarsa, boğaz, geniz, gırtlak ve ses tellerini hatta soluk borusunu etkileyebilir. Etkilediği bölgeye göre,  göğüste yanma veya rahatsızlık hissi, boğazda yanma ve ağrı, ses değişiklikleri, sık sık boğazı temizleme ihtiyacı, boğazda düğümlenme hissi ve kuru öksürük gibi değişik şikâyetler oluşturur.

 Laringo Farengial Reflü (LFR), Sessiz Reflü, Boğaz Reflüsü  

Yemek borusunun mideye bağlandığı bölgede burayı çevreleyen kas dokusu bir check valv gibi çalışarak yemek borusundan mideye geçişe müsaade eder ancak mideden yemek borusuna geçişe engel olur. Bu şekilde midenin asit içeriğinin boğaza doğru geriye kaçması önlenir. Bu yapı yeterince çalışmazsa  reflü oluşur. Bu durumda midede  sorun yoktur,  sadece  mide asidinin  ve diğer mide içeriğinin yemek borusundan daha yukarı, boğaz (farinks) ve gırtlağa (larinks) geri kaçmasıdır. Mide yanması,ekşimesi gibi şikayetler görülmez , boğaz şikayetleri vardır.. Bu yüzden Sessiz Reflü yada  boğaz reflüsü   ismi de kullanılmaktadır.

 

Gastro-özofagial Reflü (GÖRH) ;

Ülser  gastrit gibi  bazı mide hastalıklarında mide asidinin  aşırı  artışı da   reflü  oluşturabilir.Bu durumda  boğaz şikayetleri yanında  mide yanması, ekşime, ağrı gibi yakınmalar ön plandadır. GÖRH hastalarında mide yanması sıklıkla yemeklerden sonra ortaya çıkar.

Ayrıca geceleri yatarken mide asidi yemek borusu içerisinde ayakta olunduğundan daha uzun süre kalır ve bu da şikâyetin görülmesine neden olur. Yemek borusuna çıkmış olan asit, ayaktayken yer çekiminin yardımıyla daha kolay mideye geri gidebilir. Asit yemek borusunda ne kadar uzun süre kalırsa yaptığı hasar o kadar fazla olacaktır. O yüzden yatar pozisyonda yemek borusu aside daha uzun süreler maruz kaldığı için geceleri yatarken daha fazla şikâyet olur.

Boğaz, gırtlak ve ses telleri mide asidi ve sindirim enzimlerine yemek borusuna göre çok daha fazla duyarlıdır. Reflü yutak ve gırtlak düzeyinde boğazda bir takılma hissi,  boğazda ağrı, farenjit, larenjit, ses bozuklukları, geçmeyen öksürük, nodül ve polipler yanında sinüzit ve kulak iltihapları oluşumunda da rol oynamaktadır. Nadiren astım, kronik bronşit ve zatürreye yol açabilmektedir. Bunun yanında göğüs ağrısına, uyku apnesine ve diş sorunlarına bile neden olabileceği gösterilmiştir.

Ses sanatçılarında ise sesin çabuk yorulması, ince sesleri verirken zorlanma ve seste bir perde hissi ile olabilmektedir.
 

Reflü Ciddi Bir Hastalık Mıdır?
Uzun süren, rahatsız edici olan bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde mukozada kalıcı bozukluğa ve kronikleşmeye eğilimlidir. Yemek borusunda kanamalar, daralmalar ve tıkanmalar olabilir.

Boğazda ve gırtlakta mide asidinin tahrişi ile ses tellerinde ödem, nodul ve et büyümelerine ve hatta nadirde olsa ileride kansere dönüşümler olabileceğini unutmamak gerekir.
 

Reflünün Yolaçtığı Şikâyetler:

 

Reflü tanısı:

Reflüde muayenenin uygun şekilde yapılmasının güçlüğü, bazı durumlarda boğazda bulgularının tam görülememesinden dolayı yakın bir geçmişe kadar reflü hastalığı olan çoğu hastaya kronik farenjit tedavisi hatta bazı hastalara operasyonlar uygulanmıştır. Ancak son yıllarda endoskopik kameralarla muayene olanaklarının ve test yöntemlerinin gelişimiyle, reflünün bu hastalıklarda önemli bir etken olduğu belirlenmiştir.

ilaç tedavilerine rağmen tam iyileşmeyen veya kısa süre sonra tekrarlanan ses kısıklığı, öksürük ve boğaz ağrılarında reflü varlığından şüphelenilmelidir.

Tanı konulması için hastadan alınan bilgi ve kulak burun boğaz endoskopik muayenesi sıklıkla yeterli olmaktadır.Ses tellerinde görülen bazı değişiklikler tanıda çok önemlidir

24 saatlik asit ölçümü (Ph monitörizasyonu) reflü tanısında önemli bilgi verir. Asit reflü yanında alkali reflünün de değerlendirilmesi için de monitörizasyon yararlıdır.

Reflü tedavisi ile şikâyet ve bulguların gerilemesi de tanıda değerlidir.

Çocuk hastalarda da reflü önemlidir ancak tanı daha zordur. İki yaşına kadar bir miktar reflü olması normaldir buna rağmen inatçı öksürük, ses kısıklığı, bronşit ve kilo kayıplarında reflü araştırılmalıdır.

REflü varlığında gerekirse besin alerjileri ve diğer mide barsak hastalıkları da araştırılmalıdır.
 

Refü şikayetleri nasıl azaltılır ?

Yemek ve yaşam tarzı alışkanlıklarında değişiklikler ve  günlük hayatta  uygulanabilecek  bazı öneriler şikayetleri azaltmakta yardımcı olabilir:

Mide yanmasını  ve yemek borusu hasarını artırdığı için uzak durulması gereken besinler:

Yaşam tarzınızda yapılması  gereken  değişiklikler:

 


Reflü Tedavisi 

Farengolarengeal reflüde öncelikle önlemler uygulanmalı, bu önlemlerle düzelmeyenlerde ilaç tedavisi veya cerrahi tedaviler yapılmalıdır.

Şikâyetlerin daha hafif olduğu durumlarda, antiasit adı verilen şurup ya da çiğneme tabletler yeterli olabilir.

Daha uzun süreli şikâyetleri olanlarda mide asidi salgısını engelleyen, proton pompa inhibitörleri denilen tablet ya da kapsül şeklindeki ilaçlar ilave olarak kullanılır. Bu grupta çok sayıda ilaç vardır. Bazen bir ilaca cevap vermeyen hastada başka bir ilaç ile yanıt alınabilmektedir. İlaçları faydalı olabilmesi için önerilen süre boyunca her gün aynı saatlerde düzenli kullanmak gerekir.  


Gastorözofageal reflüde günde tek doz tedavi tercih edilirken, larengo-faringeal reflüde etkin tedavi için günde iki kez aç olarak kahvaltıdan ve akşam yemeğinden önce alınmalıdır.  Geceleri reflünün aşırı olması durumunda gece ilave ilaç önerilebilir.

Ses tellerinde asitin tahrişi polip nodül gibi hastalıkların ilaç tedavileriyle düzelmediği, ses kısıklığının devam ettiği hastalarda ses terapisi gerekebilir.

 

LFR tedavisine ne kadar süre devam edilmelidir?

Bu ilaçlarla yapılan tedavi genellikle 2-3 ay sürer ve hatta bazı hastaların daha uzun süre kullanmaları gerekir. Çok nadir ve önemsiz yan etkileri olan bu ilaçları uzun süre kullanmanın herhangi bir zararı olmadığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

LFR uzun süre devam eden (kronik), ve aralıklı olarak tekrar ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu nedenle reflü şikayet ve bulguları ortadan kalktıktan ve tedavi tamamen kesildikten bir süre sonra bir takım sebeplerle (örn. stres, yorgunluk ve diyet,vs) tekrar ortaya çıkabilir. Bu nedenle genel olarak LFR hastaları aralıklı olarak tedavinin tekrarlarına  ihtiyaç duyarlar. LFR tedavi süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 4-6 ay sürer.

 

Gastorözofageal Reflüde Cerrahi Tedavi

Çok şiddetli LFR si olan ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda, sebep yemek borusu ile mide arasındaki kapağın gevşemesi isea cerrahi tedavi önerilebilir. Burada, ameliyatla yemek borusu ile mide arasındaki bu geçiş alanı sıkılaştırılır.