e-Randevu
facebook twiter youtube Google Plus

KLİMA YOLUYLA BULAŞAN HASTALIKLAR - LEJYONER HASTALIĞI

 

Klima Hastalığı Klima yoluyla bulaşan hastalıklara dikkat!

Klimalar mikrop yuvası mıdır?

Sıcak havalarda konforlu olabilmek ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar aynı zamanda sağlık açısından ciddi sorunlara da neden olabilir. Uygun koşullarda olmayan diğer soğutma, ısıtma sistemleri,yüzme havuzları ve su depoları da mikropların üremesi ve yayılması için uygun ortamlardır.

Ev, işyeri ve arabalardaki iyi temizlenmemiş, bakımı tam yapılmamış klimaların içinde üreyen mikropların, küf mantarlarının ve alerjik maddelerin klimanın fanı ile çevreye zerrecikler halindeki yayılarak insanların solunum yollarına kolayca ulaşabilmesi, mikrobik hastalıklara, alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabilmektedir.

 

Klima Hastalığı (Lejyoner hastalığı)

İlk olarak 1976 yılında Pensilvanya Lejyonerlerinin yaptığı bir toplantıdan sonra tanımlandığı için klimaların yola açtığı bu hastalığa “lejyoner hastalığı" mikrobuna da Legionelle Pneumophilia adı verilmiştir.

Bu bakteri, klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda çoğalıp buralardan ortam havasına dağılmaktadır. Dolayısıyla, havalandırma işleri yapanlar, kalabalık ortamlarda çalışanlar ve sağlık personeli riskli gruplardır.

Bakteriyi alan kişinin vücut direnci zayıflığı da hastalığın oluşmasında önem taşır. Şeker hastaları, alkolikler, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olanlarda ve sigara içenlerde daha sıktır.

İnsandan insana bulaştığı görülmemiştir.

Bakterinin vücuda girişinden itibaren 2 ile 10 gün arası bir süre içinde hastalık bulguları ortaya çıkar. İlk gün belli belirsiz bir kırıklık söz konusudur.Daha sonra; hafif-orta arası bir ateş, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve boğaz yanması gibi yakınmalar olur. Kesik ve hafif bir öksürük olabilir. 38.5 dereceyi geçmeyen bir ateş görülebilir.

İyi tedavi edilmeyen durumlarda hastalık bronşlara ilerleyerek 40 dereceyi bulan yüksek ateş ve titreme oluşur. Tipik zatürreden farklı olarak, akciğere ait şikâyetler ön planda değildir. Ateşle birlikte yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik ve huzursuzluk vardır. Öksürük önceleri kuru, sonra balgamla birliktedir. Daha da ilerlerse kanlı balgam, nefes darlığı, ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu ve hatta koma görülebilir.

Teşhisde birtakım kan tetkikleri gerekebilir.

Hastalığın tedavisinde uygun doz ve süre ile antibiyotikler verilir. Ancak, tedaviye dirençli olgularda kültür yapılması gerekebilir. Ateş ve kırıklık için sıklıkla parasetamol ve iboburufen grubu ilaçlar önerilir.

 

Klimalar ,soğutucu-ısıtıcı sistemler ve su depolarının hastalık kaynağı olmaması için ne yapılmalıdır?

Bu nedenlerle bu tür ıstma ,soğutma ve depolama sistemlerinin bakımları konusunda tedbirli olunmalı ve çok iyi temizlenmelidir. Hijyenik kurallara göre, usulüne uygun bir şekilde mikroplardan arındırılmalıdır. Jakuziler de ayni özenle bakımdan geçirilmeli, temizlenmelidir. Yaza girmeden önce musluk ve duş başlarını kaynamış-basınçlı su ile yıkamak pratik ve yararlı bir uygulamadır.

Özellikle Araçlarda klima kullanırken mikropların bulaşmasını, sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi hastalıkları önlemek için ,havanın direkt yüze ve göğse doğru yönlendirilmemeli, klima bakım ve filtre değişimleri ihmal edilmemelidir.

 

Klima hastalığından korunmada kimler daha dikkatli olmalıdır?

Klimaları yoğun olarak kullandığımız şu günlerde, yukarda bahsedilen bulgular varsa bir gribal enfeksiyon olması yanında, klimaya bağı bir zatürre olabileceği unutulmamalıdır.

Daha tehlikeli sonuçlardan korunmak için;

*50 yaş üzerindekilerde
*Sigara içenlerde
*Şeker hastalarında
*Akciğer hastalarında
*Kortizon kullananlarda daha dikkatli olunmalıdır.